01
Ekim

"Ölmekle yaşamak arasındaki o incecik çizgi kadar gerçekken ben, fark ettim ki etrafımdaki her şey varsayım"

01 Ekim 2013 Yazar: Aykırı Akademi
Tüm Yazılar

 

"Bir ben vardı bende benden içerü."  Törpüledim, yonttum, yuvarladım köşeleri, körelttim keskin yerleri, girintiler çıkıntılar belli belirsiz şimdi. Öyle uysal, öyle uyumlu...  Tam sevilecek insan oldum, lakin bakınca kendime koca bir delik buldum. Yoksa az mıyım artık, yalan mıyım?

 

Sibel Alaş

Ölmekle yaşamak arasındaki o incecik çizgi kadar gerçekken ben, fark ettim ki etrafımdaki her şey varsayım.

Ağladım, güldüm, uyumadım, düşündüm. Peki o zaman var mıyım?

Kararlar verdim, sözler tuttum, yeminler bozdum, ucundan köşesinden tutunacak dal buldum, tutamadım yoruldum, kırılmamak için eğildikçe buruldum. Zemberek miyim ben, yay mıyım?

"Bir ben vardı bende benden içerü."  Törpüledim, yonttum, yuvarladım köşeleri, körelttim keskin yerleri, girintiler çıkıntılar belli belirsiz şimdi. Öyle uysal, öyle uyumlu...  Tam sevilecek insan oldum, lakin bakınca kendime koca bir delik buldum. Yoksa az mıyım artık, yalan mıyım?

Bastığım yer sıvılaştı. Mütemadiyen sallanıyor zemin. Biteviye dönüyor başım. "Dönmüyor!" diyor doktor. Dönseymiş görürmüş gözbebeklerimde. Öyleyse oyun oynuyor bana beynim. Gerçekte vuku bulmayan bir devinimi böylesine "gerçek" hissederken ben, diğer bütün devinimlerin ve hislerin gerçekliğinden nasıl emin olabilirim? Solipsizme mi meyletsem şimdi? O zaman bütün bu olanlar bir anlam giyinebilir mi? Tamam... diyelim ki her şeyi güzel aklım uydurdu, diyelim ki ben İkinci Serotonin Savaşı'nın komutanıyım; kendi aklımla dövüşürken, kahraman mıyım?

Pek kasmışım kendimi; sorumluluk, olgunluk, sabır denen yüce erdem, moral değer, boşmuş meğer, vefa filan, gönül borcu, bunların hepsi ölüm orucu. Açlıktan guruldarken zavallı ruhum, ben daha muteber bir insan mıyım?

Çok okudum, çok yazdım, Cemal Süreya'ya düpedüz aşığım. Ölü bir adama şehevi hisler beslemenin tuhaflığına vâkıfım. Sartre, Dostoyevski, Tolstoy, daha niceleri... Kafka'yı bahusus severim. Yabancı'yı okuduğumda ortaokuldaydım. Yaşım geçti, başım ağır, bu ağabeyler yüzünden mi karışık aklım?

Sevgim pek zariftir, pek incelikli. Öfkem pek uçucu, tez geçici. Kavgada acizim. Dövüşte çocuk. Dik duracaksam erkek. Sabırda kadın. Sınırda hepsi. Kotarmaya çalışırım hayatı, acıtmadan ağrıtmadan kimseyi. Peki bunca kan nereden geldi, kendime saplı bıçak mıyım?

Dolu dolu otuz dokuz oldu yaşım, bir altmış üç boyum, elli iki kiloyum. Bana sorsalar parmak kadar çocuğum. Annemden bulutları istemem sanki daha dün. Sputnik oturma odamıza düşecek korkusuyla babamın koynunda yattım geçen gece. Kar kürelerini severim, eski kitap kokusunu, soğuğun camda buğusunu. Hep dev gibi bir teleskobum olsun istedim; ay yukarıda çok yalnız. Sabah yağmurunun sesi, insanların elleri, köpeklerin gözleri... Ne demişti şair; "Benim köpek yalnızlığım." Yapma be Ümit, gerçekten herkes gibi bir başıma mıyım?

Ölmekle yaşamak arasındaki o incecik çizgi kadar gerçekken ben, fark ettim ki etrafımdaki her şey... varsayım.

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri