27
Eylül

Irwin Shaw'ın Savaş Karşıtı Tek Perdelik Oyunu 'Ölüleri Gömün'

27 Eylül 2013 Yazar: Aykırı Akademi
Tüm Yazılar

 

Dünya tiyatro repertuarının savaşa karşı en yaratıcı, en sarsıcı, en vurucu, en soylu cevabını tek perdelik oyunuyla aslında Shaw yıllar önce vermiştir.  Dünyanın her tarafında sürüp giden savaşların birinde vurulan askerler mezarlarından kalksalar ve savaşa dur deseler neler olur?

 

Sevtap Tatlıdil


23 yaşında genç ve hırslı sosyalist bir yazar düşünün. Militarizme ve ölümcül bir kabusu andıran gerçeküstü bir protestoyu sahne alan oyunlar yazar. Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen bugün bile çağdaş dünya klasikleri arasında ‘yerini sağlam biçimde almış’ fantastik bir tiyatral duruma dayandırılmış, oldukça natüralist, oldukça sert biçimde eleştirel bir içeriğe sahip oyunları genç kuşaklar tarafından tekrar tekrar izlenir ve hala ayakta alkışlanır. Meraklısına lafı uzatmadan söylemek isterim. Bahsettiğim kişi Irwin Shaw!
 

Yazdığı ‘Ölüleri Gömün’ oyunuyla tüm ilgiyi üzerine çekmiş, hala anlatılan ve konuşulan kişi haline gelmiştir. Oyun ayağa kalkan altı ölü askerin öyküsünü tüm gerçekliğiyle sahneye döker. Shaw’un değişiyle ‘yarın akşam başlayacak olan savaşın ikinci yılında ölmüşlerdir ve gömülmeyi reddetmektedirler. Aileleri komutanları ne yaparlarsa yapsınlar onları gömülmeye ikna edemez. Çünkü Antimilitarist sebepleri vardır. Dünya tiyatro repertuarının savaşa karşı en yaratıcı, en sarsıcı, en vurucu, en soylu cevabını tek perdelik oyunuyla aslında Shaw yıllar önce vermiştir.  Dünyanın her tarafında sürüp giden savaşların birinde vurulan askerler mezarlarından kalksalar ve savaşa dur deseler neler olur? Ordu, hükümet, silah tüccarları, politikacılar, iş adamları, din adamları nasıl tepki verirdi. Bugüne baktığımızda durum nasıl olurdu bir düşünmek lazım. Gerçekten savaşsız bir dünya istiyor muyuz, ya da istiyorlar mı?


Son iki yıl içerisinde dört defa gittim oyuna, her izlediğimde farklı şeyler gördüm. Her izlediğimde ruhuma fısıldayan duyguları tekrar tekrar yaşadım. Bu oyun bana oyun bittikten sonra üzerine söylenebilecek başka bir sözün olmadığını gösterdi. İzlemeyenler için kısaca bahsetmek istiyorum.

Bu oyun, askeri ölen subayın vurdumduymazlığını ve umursamazlığını anlatıyor.

Bu oyun, devletin askere nasıl sahip çıkamadığından bahsediyor. Bu oyun, medyanın tüm gerçekleri nasıl sakladığını anlatıyor. Bu oyun, insanların tükenmez önyargılarını, manevi değer diye bağrımıza bastığımız bizi dolduruşa getiren değerlerin değersizliğinden bahsediyor. Bu oyun, din adamlarının insana bakışını anlatıyor. Bu oyun, sözde siyasetçilerin çıkarlarından ve üç kuruşluk insanlıklarından bahsediyor. Kısacası bu oyun, insanın değerli olduğunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.


General: "Ülkeniz için öldünüz şehit düştünüz, gömülmelisiniz! Bu bir emirdir!"
Askerler:" Biz sizler için öldük, ülkemiz için değil!" der.


Bakıldığında kim ne anlam çıkarır bilemem ama benim anladığım şey çok net! Geçmişte de bu ülke için ölen devlet için canını veren nice insanlar geldi, geçti ve unutuldu. Peki sahip çıkılan ve hala ayakta kalmasına rağmen öldüren taraf kim oldu? Ayağa kalkmak için ölmeyi beklemeyin der Shaw.


Günümüzde oyunlara ve yazarlığa pek düşkün olmayan toplumumuz tiyatroyu nedendir bilmem ‘ilkel’ bulur. Ve bu sözü her duyduğumda kulağımda Enver Aysever’in kitaplarında yazdıkları hafızamda canlanır ve beni şu soruyu sormaya iter: ‘İlkel olan toplum mudur, yoksa tiyatro mu?’


Geçmiş dönemlerde yazılmış olsa da bugün bile hala güncelliğini korur ‘Ölüleri Gömün’ oyunu. Savaşa karşı direnmeyen, ‘bizi sınırlı operasyon tatmin etmez’ açıklamalarında bulunan bugünün zihniyetiyle oyunu karşılaştırdığımızda alacağımız cevap çok net aslında! İnsan değişmezse toplum değişmez. Toplumu değiştirecek tek güç ise bilgeliktir!

 

“Kitaplarınız bana bilgelik aşıladı. İnsanların yorulmaz beyninin çağlar boyunca yarattığı şeylerin hepsini beynimin içinde küçük bir yumağa sığdırdım. Hepinizden daha akıllı olduğumu biliyorum.

Bütün kitaplarınızdan, bütün dünya nimetlerinden, bilgeliğinizden nefret ediyorum. Yeryüzünde her şey boştur, geçicidir, serap gibi aldatıcıdır. İstediğiniz kadar gururlu, bilge, güzel olun, gene de ölüm sizleri yeraltı sıçanlarıyla birlikte yeryüzünden silecek. Gelecek kuşaklarınız, tarihiniz, dâhilerinizin ölümsüzlüğü ya donup kalacak ya da yer yuvarlağıyla birlikte yanıp kül olacak.

Hepiniz çıldırmışsınız, gitmeniz gereken yoldan gitmiyorsunuz. Yalanı gerçek, çirkinliği güzellik sanıyorsunuz. Bir takım durumlar sonunda elma, portakal ağaçlarında meyve yerine kurbağalar, kertenkeleler yetişseydi ya da güller terlemiş at kokusu vermeye başlasaydı hepiniz şaşkınlıktan donar kalırdınız, öyle değil mi! İşte ben de yeri göğe değişen sizlerin işine şaşıyorum.  (asker)”

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri