23
Eylül

Siber Direniş Örgütü; Redhack

23 Eylül 2013 Yazar: Orhan Gökdemir | Köşe adı: LE'BİDERYA
Tüm Yazılar

 

Âlem sanal ama mücadele gerçek. Artık sadece “siber savaş” yok, bir de yanı başında gelişen “siber direniş” var. Üstelik bu direniş bütün yeryüzüne yayılmış durumda.

 

Orhan Gökdemir

“Siber savaş” günümüzün gerçeği. Sanal âlemin ceberut devlet organizasyonları, bilgi mafyaları, kartelleri “internet” ortamını da parsellemiş, “bilgi”yi birbirlerine ve halka karşı kullanmak için tanksız, topsuz bir harekât yapıyor.

Bu savaşta da “az gelişmiş” ülkeler ligindeyiz biz. Şifrelerini 1-2-3-4-5 diye belirleyen güvenlik kuvvetlerimiz var. Gizli belgelerini yastık altında sakladığı ortaya çıkan Genelkurmayımız var. Belgelerine hâkim olamayan YÖK’ümüz var. Bu savaştan habersiz Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığımız var, hackerlar ile “seviyeli bir ilişki” sürdüren TÜBİTAK’ımız var. İnternet ortamımız NATO’ya, ABD’ye, CIA’ya açık ama halka kapalı.

Çünkü teknoloji üreten bir ülke değil, alan ve tüketen bir ülkeyiz. Teknolojiyi aldığımız ülkelerin bıraktığı “arka kapılar”dan habersiziz.

Buna karşın dünyanın en eski “hacker” gruplarından biri de bu ülkenin topraklarında boy vermiş durumda. Redhack 1996’dan bu yana faaliyette. Sol kökenli bir grup Redhack, kendi deyişlerine göre “bileşenleri” farklı sol “pratiklerden” geliyor. Neredeyse 20 yıl önce, internetin daha yeni yeni kullanıldığı bir ülkede, bu ortamı “halk yararına” kullanmak ve “hak yiyeni hack etmek” için örgütlenmişler.

Haliyle, Redhack “arka kapılarına” hâkim olmayan devletimiz için “ulusal bir tehlike…” Devletin mahremine klavye uzatıyor çünkü; halkından sakladığı bilgileri bulup sahibine iade ediyor.

Kapıldıkları dehşet o kadar büyük ki, koca devletin özel yetkili mahkemesi bu hacker grubunu “silahlı terör örgütü” ilan etmeye kalktı. Silah dedikleri ne? Bir bilgisayar…

Sonra, çaresiz kalınca, bir bilgisayarı bile olmayan çocukları “Redhackçi” diye alıp cezaevlerine kapattı.

Âlem sanal ama mücadele gerçek. Artık sadece “siber savaş” yok, bir de yanı başında gelişen “siber direniş” var. Üstelik bu direniş bütün yeryüzüne yayılmış durumda.

Dünyanın her yerinde sanal sisteme karşı sanal bir direniş yürüten bu hackerların bir de evrensel manifestosu var. The Mentor tarafından yazılan “Hacker-Manifesto” dünyadaki en ünlü Hacker Manifestosu olarak kabul ediliyor. Manifesto, 8 Ocak 1986 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde yayımlandı. Manifestoyu hazırlayan kişinin amacı gerçek hacker felsefesini ve dünya anlayışını dünya halkına ve devletlere göstermekti. Hacker Manifestosu yayımlandığını günden bu yana diğer bütün büyük hackerlar tarafından örnek alındı. Bunlar arasında “Astalavista”, “CCC” ( Chaos Computer Club) ve Redhack de var. Bir tür yönetmelik gibi kabul edilen manifesto bütün hackerları bağlıyor.

Kısa fakat oldukça ilginç "manifesto" şöyle:

Bugün bir diğeri daha yakalandı, boydan boya tüm gazetelerdeydi. "Bilgisayar suçundan genç biri tutuklandı", "Banka tahrifatından sonra hacker yakalandı"...

Lanet olası çocuklar.

Hepsi birbirinin aynı.

Fakat 1950' lerin teknobeyni ve üç parçalı psikolojik yapınızla hiçbir kırıcının gözlerinin arkasında neler olduğunu anlamaya çalıştınız mı? Onu bu kadar sert yapan neydi diye merak ettiniz mi? Hangi güçler onu şekillendirdi, onu böylesine bir kalıba ne döktü? Ben bir Hackerım, dünyama girin... Benim dünyam okul hayatımla başlar...

Diğer çocuklardan fazla zekiydim, bize öğrettikleri bu saçmalık beni sıkıyordu...

Lanet olası beceriksizler.

Hepsi birbirinin aynı.

Ortaokul veya lisedeydim. Hocaların on beşinci kez bir kesiri nasıl indirgeyeceklerini dinlemiştim. Ben anlamıştım. "Hayır, hocam, size ödevimi gösteremem, ben onu kafamdan yaptım..."

Lanet olası velet. Muhtemelen kopya çekmiştir.

Hepsi birbirinin aynı.

O gün bir şey keşfetmiştim. Bir bilgisayar buldum. Bir saniye, bu muhteşem. Tam istediğim gibi bir şey. Ne yapmasını istersem onu yapıyor. Eğer hata yaparsa, onu ben beceremediğimdendir. Beni sevmediğinden değil...

 Veya benden korktuğundan değil...

Veya benim çok akıllı bir fırlama olduğumu düşündüğünden değil.  Ya da öğretmeyi sevmediğinden ve burada olmaması gerektiğinden değil...

Lanet olası velet. Bütün yaptığı oyun oynamak.

Hepsi birbirinin aynı.

Ve birden bir şeyler oldu...

Başka bir dünyaya bir kapı açıldı...

Telefon hattında bir bağımlının damarlarındaki eroin gibi gezinmek, bir elektronik nabız dışarıya gönderildi, günden güne artan yeteneksizliklere karşı, bir sığınak aranıldı...

Bir sığınak bulundu. "İşte bu... Burası benim ait olduğum yer." Buradaki herkesi tanıyorum... Hiçbiriyle tanışmamış, konuşmamış ya da bir daha hiç haber almayacak olsam bile. Hepinizi tanıyorum...

Lanet olası çocuk. Telefon hattını yine meşgul ediyor.

Hepsi birbirinin aynı.

Kıçınıza bahse girersiniz ki hepimiz birbirimizin aynısıyız...

Bizler okulda biftek istediğimizde kaşıkla bebek maması ile doyurulanlarız...

Pişirdiğiniz etin lokmaları çiğnenmiş ve lezzetsizdi. Biz sadistler tarafından kontrol edildik veya ruhsuzlar tarafından terslendik kale alınmadık. Öğretmek bir şeyleri olan çok azı bizim öğrenmeye istekli öğrenciler olduğumuzu fark ettiler. Fakat bu insanlar çöldeki su damlacıkları gibiydi. Bu bizim dünyamız şimdi...

Elektronların ve elektronik düğmelerin dünyası, bilgi aktarım hızının güzelliği. Fırsatçı oburlar tarafından yönetilmeseydi sudan ucuz olacak servisleri, zaten var olan bir sistemi, bedava kullandığımız için bizleri suçlu diye itham ediyorsunuz.

Keşfediyoruz...

Ve siz bize suçlu dediniz. Bilginin peşinden gidiyoruz...

Ve siz bize suçlu dediniz. Bizler derimizin rengi olmadan var olduk, milliyetsiz, hiçbir dine ait olmadan...

Ve siz bize suçlu dediniz. Atom bombası ürettiniz, savaşlara girdiniz, cinayet işlediniz, hile yaptınız ve bize yalan söylediniz ve bunların bizim yararımıza olduğuna inanmamızı sağlamaya çalıştınız ve biz hala suçluyuz. Evet, ben bir suçluyum. Benim suçum merak etmek. Suçum insanları ne söyledikleri ve düşündükleri için yargılamak, nasıl göründüklerine göre değil. Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz. Ben bir hacker'ım ve bu benim manifestom. Bu bireyi durdurabilirsiniz fakat hepimizi durduramazsınız.

Hepsinden öte, hepimiz birbirimizin aynısıyız.

The Mentor (8 Ocak 1986)

 

Evet, hackerlar “suçlu” çocuklar; atom bombası üretmedikleri, bilgilerini efendileri için kullanmadıkları, cinayet işlemedikleri, yalan söylemedikleri, itaat etmedikleri için!

Redhack de bizim suçlularımız.

Redhack (Kızıl Hackerlar, Kızıl Hackerlar Birliği), 1997 yılında kuruldu. Kendilerini Marksist ve sosyalist olarak tanımlıyorlar. Duyulan ilk eylemleri, Şubat 2012'de Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün internet sitesini çökerterek çok sayıda ihbar ve iç yazışmayı internet ortamında yayınlamak. Radhack, bu eylemlerinin ardından Türkiye genelinde yaklaşık 350'ye yakın Emniyet Müdürlüğü sitesini geçici bir süreliğine çalışamaz hale getirdi.

İddiaya göre grubun çekirdek kadrosunu oluşturan üye sayısı 12.

Nisan 2012'de İçişleri Bakanlığı sitesine ait bir alt sayfaya mesaj bıraktılar. Birkaç gün sonra İnternet servis sağlayıcılarından TTNet'in internet hizmeti Radhack tarafından 2 saat süreyle durduruldu. Bir açıklama yapan Telekominakasyon İdaresi Başkanlığı (TİB) saldırıyı doğruladı fakat internet kesintisi olduğuna dair haberleri yalanladı.

Radhack bir ay sonra Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın sistemine girerek bazı TSK personelinin bilgilerinin yayınladı. Bir açıklama yapan TSK, "RedHack'in ele geçirdiğini iddia ettiği belgeler, güncelliğini yitirmiş bilgileri içeren, eski tarihli ve kişisel kullanıcılar tarafından oluşturulmuş belgelerdir" dedi. Ardından grevdeki çalışanlara destek amacıyla Türk Hava Yolları'nın internet sitesine bir siber saldırı gerçekleştirildi. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım eylemi doğruladı fakat herhangi bir zararın meydana gelmediğini söyledi.

Temmuz ayında Redhack tarafından birkaç saldırı daha yapıldı. Dışişleri Bakanlığı’nın dosya paylaşım sitesine yapılan saldırı sonucunda ele geçirdiği Türkiye'de çalışan pek çok yabancı diplomatın kimlik bilgilerini Dropbox adlı site üzerinden yayınlandı. Aynı ay içinde ÖSYM sitesi bir süreliğine çökertildi.  Ardından Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) resmi web sayfası geçici süreliğine mesaj bırakılarak kapatıldı.

Eylemlerini destekleyen akademisyen ve gazetecilerin tehdit edilmesi üzerine Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün web sitesinden daha önce ele geçirdikleri 77 megabyte boyutundaki ihbarların bulunduğu txt dosyasının tamamını yayınladı.

Ekim ayı sonunda Diyanet İsleri Başkanlığı’nın ana sayfasını hackleyerek hükümete ve Fethullah Gülen cemaatine yönelik bir dizi eleştiri bıraktı. Radhack, Türkiye’de yeni bir toplumsal hareketin doğuşunu müjdeliyordu.

Gezi Direnişi, Redhack için yeni bir “level” anlamına geldi. Çarşı ile birlikte direnişin en önemli sembollerinden biri oldu.

Redhack şimdi ülkenin en popüler sol örgütlenmesi. Birçok kişi internet üzerinden Redhack’e nasıl katılabileceğini soruyor araştırıyor. Bu soruyu 7 Ağustos’ta katıldıkları bir TV söyleşisinde şöyle yanıtladı Redhack sözcüsü:

Büyük kumandanlardan büyük devrimcilerden bir tanesi -Che üstad- şöyle demişti; “Dünyanın herhangi bir yerinde bir haksızlığa şahit olduğunuzda eğer kaşlarınızı çatıyorsanız, yumruklarınızı sıkıyorsanız siz benim yoldaşımsınız.” Bir haksızlığa, bir zulme vicdanınızla ses verebiliyorsanız siz benim yoldaşımsınız. Siz gerçekten inandıklarınızı korkmadan değil korka korka olsa da söyleyebiliyorsanız benim yoldaşımsınız. Bizim de bunun üstüne ilave edecek çok fazla bir şeyimiz yok ki. Ne ölümden korkmak ayıp, ne de düşünmek ölümü demişti Nazım usta. Korkuyor olabilirsiniz, çekiniyor olabilirsiniz. Redhack olarak sevgili dostlardan, bu saate kadar sabredenlerden, diğerlerine bu sohbetten bahsedecek olanlardan bir ricamız vardır; bir parça daha fazla direnç, bilinç. Bakın parmak uçlarımızda bizim çok farklı şeyler dolanıyor her gün; banka hesapları, kredi kartları, bir dolu şey dolanıyor. Ama biz selpak mendil satıp burnunu koluna silen çocuklarız. Tenezzül etmedik, etmiyoruz. Çıkıp bir dolu yakıştırma yapıyorlar, diyor ki “Fas’tan yazıyor.” Bir tanesi diyor ki “Fransa besliyor abi bunları”, bir tanesi İngiltere diyor, bir tanesi başka bir şey söylüyor. İngiliz ajanısınız siz diyor. E dayanamayıp söylüyorsun; petibör bisküviyle, Fransız bisküvisiyle beslenen İngiliz ajanı mı olur? Bizim de faturalarımız var, bizim de yokluklarımız var, kıtlıklarımız ve mesuliyetlerimiz var. Bütün bunların içerisinde bir mücadele verirken, eğer insanların aydınlık yarınlarına bizim de çorbada bir parça tuzumuz varsa biz bununla gurur duyarız, onur duyarız.

İşte, size bir “siber suç” ve “siber suçlu” profili. Bu çocuklar kendi meşrebince direndikleri için hepimize biraz uzak, biraz yavan, biraz etkisiz, biraz anlaşılmaz geliyor.  İyi de önemli bir kısmımız için bu sanal alem de biraz böyle değil mi?

“Lanet olası çocuk. Devlet hattını yine meşgul ediyor. Hepsi birbirinin aynı. Kıçınıza bahse girersiniz ki hepimiz birbirimizin aynısıyız...”

Copyright © 2013 by Simurg Medya. Tüm Hakları Saklıdır.

elektrik malzemeleri